Bir makaleyi haftalarca, bazen aylarca hazırladıktan sonra dergiye göndermek başlı başına stresli bir süreçtir. Gönderim tamamlandıktan kısa süre sonra gelen “We regret to inform you…” ile başlayan bir e-posta ise moral bozucu olabilir. Üstelik makale henüz hakeme bile gitmemişse araştırmacının aklına genellikle aynı soru gelir:
“Makalemde ne yanlış?”
Desk reject, yani editoryal ön değerlendirme aşamasında ret, her zaman çalışmanın bilimsel olarak yetersiz olduğu anlamına gelmez. Bazen sorun araştırmanın kendisinden çok dergi seçimiyle, makalenin nasıl sunulduğuyla veya editörün çalışmanın katkısını ilk okumada yeterince net görememesiyle ilgilidir. Bu nedenle desk reject sonrasında yapılabilecek en kötü şeylerden biri, dosyayı hiç değiştirmeden hemen başka bir dergiye göndermektir. Önce editörün neden “hakem değerlendirmesine göndermemeyi” tercih etmiş olabileceğini anlamak gerekir.
Desk Reject Nedir?
Bir makale dergiye gönderildiğinde çoğu zaman doğrudan hakemlere gitmez. Önce editör veya editoryal ekip tarafından bir ilk değerlendirmeden geçirilir. Bu aşamada genellikle makalenin derginin kapsamına uygunluğu, bilimsel katkısının görünürlüğü, temel metodolojik yeterliliği, sunum kalitesi ve derginin okuyucu kitlesi açısından taşıdığı önem değerlendirilir. Editör çalışmanın hakem sürecine alınmasının uygun olmadığına karar verirse makale bu aşamada reddedilebilir. Buna genel olarak desk rejection veya editorial rejection denir. Araştırmacı açısından can sıkıcı olsa da bunun bir avantajı vardır: karar çoğunlukla klasik hakem değerlendirmesine göre çok daha hızlı gelir. Dolayısıyla aylar süren bir süreç sonunda ret almak yerine, makalenin başka bir dergi için yeniden hazırlanması mümkün olur. Asıl mesele, bir sonraki gönderimde aynı hatayı tekrarlamamaktır.
Makaleler Neden Desk Reject Alır?
Tek bir neden yoktur. Hatta bazen ret mektubu oldukça genel olduğu için gerçek nedeni tam olarak anlamak da kolay değildir. Ancak editoryal ön değerlendirmelerde tekrar tekrar karşımıza çıkan bazı sorunlar vardır.
- Makale derginin kapsamına yeterince uygun değildir. Çalışma kaliteli olabilir ancak hedef derginin temel ilgi alanının dışında kalabilir. Derginin daha önce benzer bir konuda makale yayımlamış olması da tek başına uygunluk anlamına gelmez.
- Çalışmanın özgün katkısı yeterince görünür değildir. Araştırmanın gerçekten yeni bir yanı olabilir fakat bu katkı başlıkta, abstract bölümünde ve introduction’ın sonunda açık biçimde gösterilmemişse editör bunu ilk değerlendirmede fark etmeyebilir.
- Abstract çalışmayı iyi temsil etmiyordur. Editörün ilk baktığı bölümlerden biri abstract’tır. Araştırma problemi, yöntem, temel bulgu ve sonuç belirsizse çalışmanın tamamı olduğundan daha zayıf görünebilir.
- Introduction çok uzun ancak araştırma boşluğu belirsizdir. Geniş bir literatür özeti yapmak tek başına güçlü bir giriş oluşturmaz. Editör bir noktada “Bu çalışma neden gerekli?” sorusunun cevabını görmek ister.
- Metodolojik sorun ilk okumada fark ediliyordur. Örneklem, araştırma tasarımı, veri toplama süreci veya analiz yöntemi açık biçimde problemliyse makale hakeme gönderilmeden elenebilir.
- Makalenin İngilizcesi okumayı güçleştiriyordur. Burada yalnızca grammar hatalarından söz etmiyoruz. Uzun ve dolambaçlı cümleler, doğal olmayan ifadeler, tutarsız terminoloji ve anlaşılması güç paragraflar da editörün çalışmayı değerlendirmesini zorlaştırabilir.
- Derginin format ve gönderim kurallarına yeterince dikkat edilmemiştir. Kelime sınırı, referans biçimi, dosya yapısı veya zorunlu bölümlerin eksikliği tek başına her zaman desk reject nedeni değildir. Ancak diğer problemlerle birleştiğinde makalenin yeterince hazırlanmadan gönderildiği izlenimini yaratabilir.
- Çalışmanın derginin okuyucu kitlesi için yeterince güçlü bir önemi olmadığı düşünülmüştür. Özellikle seçici dergiler yalnızca teknik olarak doğru araştırmalar aramaz. Çalışmanın daha geniş literatüre ne söylediği de önemlidir.
- Başlık ve anahtar kelimeler makalenin odak noktasını doğru yansıtmıyordur. İyi bir çalışma, yanlış konumlandırıldığında editörün gözünde başka bir çalışma gibi görünebilir.
- Yanlış dergi seviyesi hedeflenmiştir. Bazı çalışmalar iyi hazırlanmış olmasına rağmen hedeflenen derginin beklediği teorik veya metodolojik katkı düzeyine ulaşmayabilir. Bu, çalışmanın değersiz olduğu anlamına gelmez. Dergi ile makale arasındaki beklenti uyumsuzluğudur.
Desk Reject Sonrası İlk Yapılması Gereken Şey: Ret Mektubunu Yeniden Okumak
İlk okuma genellikle duygusal olur. İkinci okuma daha faydalıdır. Editörün kullandığı ifadeleri dikkatle inceleyin. “Outside the scope of the journal”, “limited novelty”, “insufficient contribution”, “not a priority for the journal” veya “language requires substantial improvement” gibi ifadeler birbirinden oldukça farklı sorunlara işaret eder. Örneğin kapsam sorunu varsa makalenin tamamını yeniden yazmak yerine dergi seçimini değiştirmek daha mantıklı olabilir. Fakat editör özgün katkıyı yeterli bulmadığını söylüyorsa yalnızca dergiyi değiştirmek risklidir. Aynı makale başka bir editörün önüne gittiğinde benzer bir izlenim bırakabilir. Bu nedenle ret mektubundaki ifadeyi “reddedildik” şeklinde değil, “hangi aşamada ikna edemedik?” sorusuyla okumak daha yararlıdır.
Dergi Seçimini Baştan Değerlendirin
Bir makalenin konusunun derginin aims & scope bölümüne yüzeysel olarak uyması yeterli olmayabilir. Örneğin dergi sağlık ekonomisi alanında yayın yapıyor olabilir. Ancak sizin çalışmanız yalnızca sağlık harcamalarını bağımsız değişkenlerden biri olarak ele alıyorsa editör makalenin derginin merkezî tartışmalarına yeterince katkı sağlamadığını düşünebilir. Dergi seçiminde son birkaç yılda yayımlanan makalelere bakmak bu nedenle oldukça değerlidir. Şu soruyu sormak gerekir:
“Bu derginin editörü benim makalemi kendi okuyucuları için neden önemli bulmalı?”
Bu sorunun cevabı net değilse yalnızca quartile, impact factor veya indeks bilgisine göre dergi seçmek yeterli değildir.
Abstract’ı Bir Kez Daha Okuyun
Desk rejection sonrasında bütün makaleyi baştan sona değiştirmeden önce Abstract bölümüne dönmek çoğu zaman iyi bir başlangıçtır. Çünkü makalenizin güçlü yanları burada görünmüyorsa editörün çalışmanın tamamındaki katkıyı keşfetmesini beklemek gerçekçi olmayabilir. Abstract’ı okuyan biri şu dört soruya kısa sürede cevap verebilmelidir:
Araştırma hangi problemi ele alıyor?
Nasıl bir yöntem kullanıldı?
En önemli bulgu neydi?
Bu bulgu neden önemli?
Özellikle son soru sık ihmal edilir. Birçok abstract “şu değişkenler arasında anlamlı ilişki bulunmuştur” diyerek biter. Oysa editör açısından asıl önemli olan, bunun literatür açısından ne ifade ettiğidir.
“Novelty” Gerçekten Görünüyor mu?
Araştırmacı kendi çalışmasını çok iyi bildiği için çalışmanın özgün tarafının zaten açık olduğunu düşünebilir. Editör ise makaleyi ilk kez görmektedir. Introduction’ın sonunda “Bu konuda daha önce çalışma yapılmamıştır” demek her zaman yeterli değildir. Hatta bazı durumlarda bu iddia gereğinden güçlü olabilir. Daha ikna edici yaklaşım, mevcut literatürde neyin eksik kaldığını ve çalışmanızın bu eksikliğe tam olarak nasıl cevap verdiğini göstermektir. Örneğin yalnızca yeni bir ülke örneklemi kullanmak her dergi için güçlü bir novelty oluşturmayabilir. Fakat farklı bir yöntem, yeni bir veri seti, daha önce incelenmemiş bir mekanizma veya teorik bir genişleme çalışmanın katkısını çok daha açık hâle getirebilir.
Dil Sorunu Gerçekten Desk Reject’e Yol Açabilir mi?
Evet, özellikle dil metnin anlaşılmasını zorlaştırıyorsa.
Burada önemli bir ayrım var. Editörlerin beklentisi her yazarın ana dili İngilizceymiş gibi yazması değildir. Ancak bilimsel argümanın açık biçimde takip edilebilmesi gerekir. Bir cümleyi iki veya üç kez okumadan anlamak mümkün değilse, paragraflar birbirine iyi bağlanmıyorsa veya aynı teknik kavram farklı bölümlerde farklı sözcüklerle ifade ediliyorsa sorun artık yalnızca “grammar” değildir. Örneğin şu yapı Türkçe akademik yazımdan İngilizceye oldukça sık taşınır:
In line with the findings obtained as a result of the analyses conducted within the scope of the study…
Cümle dilbilgisel olarak tamamen yanlış olmayabilir. Ancak çok ağırdır.
Çoğu durumda:
The findings indicate that…
demek aynı işi daha açık biçimde yapar. Akademik İngilizcede iyi editing’in önemli taraflarından biri tam olarak budur: bilimsel anlamı değiştirmeden gereksiz dil yükünü azaltmak.
Makaleyi Aynı Haliyle Başka Dergiye Göndermek Doğru mu?
Bazen evet. Eğer ret nedeni yalnızca kapsam uyumsuzluğuysa ve makalenizin içeriğiyle ilgili başka bir sorun yoksa yeni ve daha uygun bir dergi seçmek yeterli olabilir. Ancak editör novelty, clarity, methodology veya presentation gibi konulara değinmişse makaleyi aynı dosyayla başka yere göndermek iyi bir strateji değildir. Çünkü dergi değişir ama metindeki sorun değişmez. Bu noktada makaleyi yeniden değerlendirirken yalnızca “editör ne dedi?” sorusuyla sınırlı kalmamak gerekir. Editörün söylemediği ama bir sonraki gönderimde sorun yaratabilecek noktalar da bulunabilir.
Cover Letter’ı Hafife Almayın
Cover letter kötü bir makaleyi iyi bir makaleye dönüştürmez. Fakat iyi bir çalışmanın neden o dergiye uygun olduğunu editöre birkaç paragrafta anlatma fırsatı verir. En sık yapılan hatalardan biri cover letter’ı formalite olarak görüp genel ifadelerle doldurmaktır:
We believe that our manuscript will be of interest to the readers of your esteemed journal.
Bu cümle tek başına editöre pek bir şey söylemez. Daha değerli olan, çalışmanın özgün katkısını ve derginin kapsamıyla bağlantısını somut biçimde gösterebilmektir. Editör, makaleyi neden kendi dergisinde değerlendirmesi gerektiğini anlamalıdır.
Desk Reject Her Zaman Kötü Haber Değildir
Bu ifade ilk bakışta garip gelebilir. Fakat bazı durumlarda hızlı bir desk reject, altı ay sonra gelecek benzer bir ret kararından daha faydalıdır. Önemli olan bunu kişisel bir başarısızlık olarak değil, yayın sürecinin bir parçası olarak değerlendirmektir. Çok iyi çalışmalar da yanlış dergi seçimi nedeniyle reddedilebilir. Bazı makalelerin contribution bölümü güçlendirilmelidir. Bazılarının abstract’ı yeniden yazılmalıdır. Bazılarında ise yalnızca daha gerçekçi bir dergi seçimine ihtiyaç vardır. Dolayısıyla sorulması gereken soru “Bu makale reddedildi mi?” değil, “Bir sonraki gönderimde neyi daha iyi yapabiliriz?” olmalıdır.
Yeniden Göndermeden Önce Bağımsız Bir Göz Neden Faydalı Olabilir?
Bir metin üzerinde uzun süre çalışan yazar için bazı sorunlar görünmez hâle gelir. Cümle size açık gelir çünkü ne söylemek istediğinizi zaten biliyorsunuzdur. Terminolojideki küçük değişiklikleri fark etmeyebilirsiniz. Abstract’ın hangi bilgiyi eksik bıraktığı da gözden kaçabilir. Bu nedenle özellikle desk rejection sonrasında makaleyi yeniden göndermeden önce dışarıdan bir okurun şu açılardan değerlendirmesi yararlı olabilir:
Çalışmanın katkısı ilk okumada anlaşılıyor mu?
Abstract gerçekten makalenin güçlü yanını gösteriyor mu?
İngilizce metin rahat okunuyor mu?
Terminoloji tutarlı mı?
Dergi ile makale arasında gerçekten güçlü bir uyum var mı?
Bu değerlendirme bazen yalnızca proofreading gerektiren küçük sorunları ortaya çıkarır. Bazen de daha kapsamlı bir academic editing ihtiyacı olduğunu gösterir. Amaç metni başka birinin üslubuna dönüştürmek değildir. Araştırmacının bilimsel anlamını mümkün olduğunca açık ve doğru biçimde görünür hâle getirmektir.
Sonuç
Desk reject almak moral bozabilir, ancak araştırmanın sonu değildir.
Ret kararının nedenini doğru okumak, dergi seçimini yeniden değerlendirmek ve makalenin editörün ilk karşılaşacağı bölümlerini eleştirel bir gözle incelemek çoğu zaman yeni bir gönderim için oldukça değerli bilgiler sağlar. Özellikle Abstract, Introduction’ın son bölümü, çalışmanın özgün katkısı ve akademik İngilizcenin açıklığı yeniden değerlendirilmelidir. Bir sonraki dergiye mümkün olduğunca hızlı göndermek yerine birkaç gün daha ayırarak makaleyi doğru şekilde hazırlamak çoğu durumda daha akılcıdır. Çünkü yayın sürecinde hız önemlidir, fakat aynı hatayla ikinci kez karşılaşmamak daha önemlidir.

